aşağılık sevgi
“dün gece sen uyurken yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana.”
hayatta tek bir heyecana sahibim, sesini duyduğum günlerde var olmak. yaşamı katlanılmaz yapan sesini yükseltmemendi.
herkes ölür, her şey parçalara ayrılır. sen ki göğsümde taşıdıklarımın en değerlisiydin. baharın gelişinde açan çiçek gibi değil, mevsiminde uğrayıp gidenlerden değil. akşam vakti dalgalara düşen yakamoz gibi, gebe olduğum tüm güzel hislerin sahibi gibi. bir hicranın koynunda canımdan ardına kanlar akarken sana koşmuş da yorulmamışım.
dünyadaki her çiçekten birer taneyle bir buket yapsam, tüm denizlerden bir avuç su toplasam, her bir ormandan bir nefes çeksem içime, her rüzgarda savrulsa saçlarım, her yağmurda ıslansam, her çölde yürüsem, her dağı aşsam yine de sana bakınca hissettiklerimi hissedemem. sen bu mavilerin en güzeli, bu cihanın efendisiydin. bir korkuya kapıldım öğrendim ki o ülke, senin topraklarınmış.
canını yaktım. kin tutuyormuşsun.
canımı yaktın. hâlâ senin tarafını tutuyorum.
hangi telefonu arasam sen açarsın? hangi kapıyı zorlasam ardındaki sen olacaksın? hangi sokakta bekleyeyim ki pencereden sen çıkacaksın? hangi yolu seçeyim? bana sen söyle, ne zaman gideyim?tuttuğum günlükler eski püskü bir sandıkta yıllanmış defterlere dönüştü. ben kalabalık caddedeki kimsesiz kirli kediye dönüştüm. bankta oturmuş, gözleri kısık yaşlı bir adama dönüştüm. en son bir yaz gecesi tatlı bir uykuya dalmıştım. kardım, kıra dönüştüm. evin yolları taştan döndüm döndüm, eşiğe düştüm. kalmaktan emin olmayan birini tutmak gerekmez. içime sızdın, düğüm düğüm oldun. tüm yollar aynı yere çıktı. iplerini çöz artık özgür kalalım.
boğuluyorum, boğuldum. yüzeye çıktı bedenim. gün yüzüne çıktım. öksüre öksüre ulaştım kıyıya. kusa kusa döktüm içimi. solmuş bir bahçenin toprağı gibi, solanların sorumlusu tomurcukların mesulüyüm.
sen, eski sen değilsin. kelimelerin farklı, hitabın farklı. aynı adam olduğunu söylerken nasıl bu kadar yabancı hissettirmeyi başardın, anlayamadım. başının tacı olduğumu söyledin. ne zaman istesem orada olacağını söyledin. o öldü. içimizden birini toprağa verdik. aramadın bile, sormadın. ezberlenmiş kalıplardan bir yalan söyledin bana. duruşu dik olmayan bir adamın başındaki taç olsan, faydası ne? yerde taşları kırılmış bir taç isem beni hangi baş taşısın?
sen beni göklerde olduğuma inandırdın, bacaklarım çamur içindeyken.
